Main Menu
Startseite / Acilis sayfasi
Inhalt / Icerigi
Autoren / Yazarlar
Nachrichten / Haberler
Leben / Yasam
Forum / Yorum sayfasi
Links / Önemli Internetler
Suchen / Arama
Kontakt / Iletisim
Impressum / Sayfa sahibi
Armenier-Konflikt / Ermeni sorunu
Anadolu kimin
Ungar - Macarlar
leben
Administrator / Sayfa sahibi
Template Chooser
siteground62


Designed by:
SiteGround web hosting Joomla Templates
Test / Deneme PDF Drucken E-Mail
Leben - Bildung
Kaleme alan: Mahir Otar

                

    Edirne’den  Hindistan’a Yunan zulmü ve Katliamları

      BÜYÜK ÜSKENDER’İN RUMLAR’LA BİR OLUP  

      ANADOLUYU İŞGALİ VE ONLARI İSKANI    

 

  Büyük İskender kral olan babası Philip II’nin (Filip II diye okunur ve bilahare Filip iki diye yazılacaktır) MÖ 336’da öldürülmesi üzerine daha 18 yaşında iken tahta geçti, böylece Makedonya’nın kralı oldu. Eğitimimi Rum Filozofu ARİSTOTALES’DEN Almıştır. Kendisinin çok cesur olduğu ve kavgacı bir ruha sahip olduğu söylenmektedir. Daha küçükken hayallerini Rum efsane kahramanları Herkules Achill’es gibileri doldurmakta idi. Kahramanlığını babasının ordusunda iştirak ettiği mücadelelerde ispat etmişti, hayatı çok tehlikeli ataklarla dolu idi. PERSLERİN İMHASI O devirde bütün Anadolu, bütün Trakya dahil (bugünkü Bulgaristan ve Yunanistan’ın  yarısı dahil) Perslerindi (bugünkü İranlılar) ve onların idaresinde idi. Ordusunu belkemiğini ise Türk’ü kavimler teşkil ediyorlardı ( bunlar Anadolu’ya prehistorik zamanda gelip yerleşmiş Protürklerin kalıntılar idi. Bak Sümer’ler, Sasaniler, Medler-Kürtlerin soyundan geldiklerini iddia ettikleri kavim ve bir çok başkaları). Ölümünden önce Filip II Anadolu’yu işgal ederek PERSİMPERATORLUĞUNA son vermeyi planlıyordu ve bu hayallerini oğlu Büyük İskender’de aşılamıştı. Büyük İskender bu hayallerini gerçekleştirmeye başlamadan önce çevresindeki Rumlar’ın (aslen Moğol Türkü’dür, bu yöreye takriben MÖ 2000 yıllarında göç etmişlerdir ve bilahare çevrenin etkisi ile asimizle olmuşlardır. Bak eski Yunanlar:Encarta ve Propylaen ansiklopedileri. Sonra anatomilerine iyi bak! Tipik Mogul ve Tatar yapısı.   ) ve başka küçük krallıkların başlattığı büyük ayaklanmayı çok kanlı olarak bastırdı ve gözdağı vermek için 100 binlerce kişiyi çoluk çocuk demeden kestirdi ve makatlarından hunharca kazığa oturtturdu. Yakalattığı krallarının ve subaylarının   kafataslarından şarap içtiği ve kalplerini yediği söylenir.). Ordusunun  içinde kendisine sadık kalmış yüksek rütbe de pek çok Rum subay’da bu katliamda kendisine yardım etti.  Bu arada Perslerle Makedonyalıların     yaptığı son savaşın arasından 150 yıl geçmişti (bu Makedonyalıların yenilgisi ile neticelenmişti.) ve Pers Ordusu derebeylik kavgaları yüzünden oldukça zayıflamıştı. Pers Kralı Darios III böyle olmasına rağmen sayıca çok büyük bir orduya sahipti ve sınırları Trakya’dan Hindistan’a ve Mısır’a kadar uzanıyordu. Ancak en zayıf tarafı haberleşme ve ulaşım zorluğu idi. Her hangi bir saldırıdan  aylarca sonra haberdar olabiliyordu ve ayrıca böyle büyük bir ordunun sevki, idaresi ve disiplin altında tutulması da çok zoru ve ordu çok hantaldı. Buna karşı İskender küçük ama son derece disiplinli, hareket ve vurma gücü yüksek bir orduya sahipti ve İskender büyük bir taktikçi idi.  MÖ (MÖ=İsa’nın doğumundan önce) 334 yılında , 20 yaşında Anadolu’ya saldırarak Ege Sahillerindeki bazı şehirleri Makedonya’ya kattı. Deniz ordusu küçük olduğundan Pers donanmasından kaçarak (Pers donanması çok büyüktü ve İskender Anadolu’yu karadan işgale devam ettiği takdirde Pers ordusunun Ege’den araya girerek arkasına düşerek Makedonya ile irtibatını kesebileceğini düşünüyordu) bu yüzden sahilden Ege’yi ve Akdeniz’i işgal ederek Suriye ve Fenike’yi  (bugünkü Filistin) ele geçirdi. Ve bu arada Pers ordusunu yendi ki Pers ordusunu şahsen Darios III yönlendirmiştir ve donanması ise bu arada limanda atıl yatmıştır. İskender bu işgalleri sırasında zorla ele geçirdiği kalelerin ahalisini çok zalimane çok dehşet verici işkencelerle, umumi efkar içinde kazığa oturtmak (esir yere çakılmış 2 metre yüksekliğinde, ucu başlangıçta makattan  girecek şekilde sivriltilmiş bir kazığa oturtuluyordu ve bu kazık kişinin ağırlığı ile tedricen makattan girerek kişiyi, bütün iç organlarını parçalayarak, kah gırtlaktan, kah böğürden çıkarak bir hafta sonra öldürüyordu.) sureti ile öldürtüyordu. Aynı şeyi bilahare Anadolu halkına uygulayarak 100 binlerce Prototürkü Rumlarla birlikte katlederek Anadolu’dakiİlk genozid i (genozid=etnik soykırımı) gerçekleştirmişlerdir.   Bunu duyan öteki kale sakinleri ise aynı akıbete maruz kalmamak için kalelerini dirençsiz teslim ediyorlardı. Ve İskender’in    bunlara dokunmadığı sabittir.  Ve bunu bizim halkımız bilmediği için halkın arasında, yahu biz Anadolu’yu Rumlar’dan gasp etmişiz düşüncesi yaygındır ve milli eğitimin başındaki sivri akıllılar ”milli eğitim bakanı dahil”, bu mevzuda vatandaşı aydınlatacak bir çalışma yapmamaktadır. Bunun neresi millidir? Milli eğitim bakanı Türk’müdür? şimdiye kadar gelenlerde dahil. Çıksın desinler ki biz Türk’üz! Bu gerçekleri kaynağından öğrenip halkımıza anlatmayanların Türklüğünden şüphe ederim. Herif geliyor, Anadolu’yu işgal ediyor, halkını kesiyor, orada on sene kalıyor, sonra oranın sahibi olduğunu söylüyor, sen ise cehaletten veya hainlikten, gerçekleri çıkararak halkını aydınlatmıyorsun-cahil ile hainin verdiği zarar aynıdır. Herifler bütün 1,5 milyar Hıristiyan ı arkasına almış, siyasi amaçlı, tarihi saptırıyor (bunları yazanlarda Hıristiyan tarihçiler, ama bunlar tarihi sorumluluğun bilincinde insanlar ve ben onlardan tercüme ediyorum. Deliller bak Meyers, Encarte, Bertellsmann, Barockhaus, Proplaen ansiklopedilerine)  Biz Türkler Anadolu’da 10 bin senedir varız, Sümerler, Sakalar, Sasaniler, Lidyalılar, Etrüskler- dünya tarihçileri bu mevzuda diyorlar ki bunların lisanlarının Indo Avrupa lisanları ile akraba olmadığı kesindir, ancak araştırmalar  bunların lisanlarının Ural-Altay lisanı olduğu dilbilgisi kuralları incelendiğinde kesin olarak ispatlanmıştır.    Ve bilahare beraberinde getirdiği Rum ve Makedonyalıları o işgal ettiği veya yeni inşa ettirdiği kalelere koyarak oralarda, arkasını emniyete almak için postalar oluşturdu ve bunlara küçük krallık adları verdi  ve işgaline devam etti. İşe bunlardan biride Rumlar’ın bugün kıçını yırttığı, benim Pontus Krallığım dediği işte budur. Ve İskender 33 yaşında MÖ 323 de, işgalin 10’cu yılında ölünce bu krallığında yıldızı sönmüştür. Buna da oranın önceki halkı Sakalar (Altaylı bir Türk boyu)  son vermiştir. Ancak bu Pontus adı kalmıştır ve ta ki  Osmanlı tarafından bu ada son verilinceye kadar. Ancak Rum ve Makedonya halkı karışımı insanlar orada kalarak 1’ci sınıf Osmanlı vatandaşı olarak hayatlarını bugüne kadar idame ettirmişlerdir ve kendilerinden siz bu yörenin gerçek halkını katlettiniz diyerek bir hesap sorulmamıştır. Ve bunların içinden çıkan  bazı nankörler  ise birinci sınıf vatandaş muamelesi gördüğünü unutarak, zaman, zaman,  burada Pontus devleti kurma hevesi basiretsizliğini göstermektedir. Ayrıca şunu söylemekte de yarar olduğunu düşünüyorum: Avrupalı etimoloji uzmanları Hititlerin Indo Avrupalı olduğu tezini savunarak, sinsice Anadolu da kak talep etmeye uzun vadede zemin hazırlıyor, gerekli tohumlar ekiyorlardı, ancak son zamanda deşifre edilen  Hitit Yazıları bunların bu Indo Avrupa masalı ile hiç  bir genetik bağının almadığını ispatlamıştır. Esasen bu Indo Avrupa kelimesinin Vaftiz babası  Franz Bopp isminde bir Almandır. 1816  Indo Germen teorisini ortaya atarak bütün Avrupa’nın bu ırktan türediğini iddia etmiştir, yani Ari ırk Alman-Nazi düşüncesinin babasıdır. Bilahare Almanların öncü kültürlüğünü kabul etmek istemeyen diğer Avrupalılar bunu Indo Avrupa olarak değiştirmişlerdir.  Ve bu arada Aziz Nesinin Türkler Aptaldır dediği söz aklıma geliyor ve bun bunu teşhis hatası olarak görüyorum. Çünkü bunu yazanların, Türkü kötüleyenlerin  Türklükle isim benzerliğinin dışında ilişkisi yoktur. Şu Orhan Pamukla o Türk düşmanı kadına gelince; bunlar soysuz ve haysiyetsiz kişilerdir. Çünkü bir tarih hiçbir zaman bir roman değildir roman gibi ele alınmaz. Tarih delillere dayandırılarak yazılır ve kaynaklar ihtiva eder ve bir ömrü kapsayan araştırma ister. Böyle bir araştırma yapmadan. Bu Osman oğlanla o ebe hangi kaynakları tetkik ettiler, hangi lisanları kaynağından okuyup, dinleyip  simultan anlayıp, anlatabiliyorlar? Ve bizim bu cahillerimiz senelerdir  Türk ve Anadolu tarihinden mahrum yetiştirildikleri için, zaten merhametli ve adaletli bir ırk olduğumuz içinde, onların masallarına inanarak bir çoğumuz kendimizi gaspçı, işgalci görmekteyiz, ve öyle hale geldik ki nerede ise şeleğimizi alıp Anadolu’yu Rumlara terk edeceğiz (kaldı ki bu Rumlarda bizim gibi ispatlı Altay kökenli, yani Mongolid-Irkından (btün Türk Boyları, Macarlar, Finler, Batlık devletleri, Kızılderililer, Koreliler, Japonlar. 4 Irk vardır: Sarı ırk- Çinliler,  Mongolidler, Nigridler, Semitler. Ne ise: İskender yukarı Fenikenin (bugünkü Filistin) işgalinde  önce liman şehri TYROS’U kuşattı ve sakinlerini teslim olamaya çağırdı, onlar ise harbi tercih etti ve kale muhasaranın hitamında düştü ve İskender bütün kale halkını 50 bin civarında, ya kestirdi yada  kazığa oturtturdu. Yazıcı sokakların akan kanla dolduğunu ve askerlerin topuklarına kadar kan içinde gezdiğini yazıyor. Bu o güne kadar emsali görülmemiş bir vahşet ve müsebbibi  ta o zaman Türklüğünü kaybetmiş Rumlardır. MÖ 331 yılında tekrar Perslere yöneldi ve o zaman GANGAMELA denilen yerde (Mezopotamya dolayı) Darios’u tekrar yendi  ve Perslerin başşehri PERSEPOLİS’ aldı halkını tamamen kestirdi veya kazığa oturttu. Ölü sayısının çoluk çocuk 140 bin olduğu sabittir, musabı Rumlar ve Makedonyalılardır. Darios Azerbaycan’a kaçtığı halde takipten kutulamadı ve kaçırılarak öldürüldü.  TYROS’dan sonra mısır’a yöneldi ve işgal etti, sene MÖ 327. Kendisi SIVA denilen vadide Mısırlı ruhaniler tarafından karşılanarak kendisine Tanrı AMURUN oğlu ve böylece Firavunun varisi olduğu söylendi ve bu ilan edildi ve İskender’den başka herkes onun Tanrının oğlu olduğuna inandı. Genel sıralama: Mukabil senelerde İskender işgaldeki başarısını sürdürdü. 327 yılında bütün Pers toprakları işgal edildi. Perslerin kuzeyindeki topraklara da saldırmayı düşünüyordu (oradaki Türk boyları), ancak asker buna yanaşmadı,çünkü daha önce Kara Denizde Pontus u kurarken, Oradaki Türklerle (Sakalar) olan çatışmalarda büyük kayıplar vermişlerdi. Ancak çok zor şartlarda bugünkü Trabzon gibi küçük bir beldeyi  işgal ederek kendilerine bağlayabilmişlerdi. Ve bu küçük grubun emsalsiz direnişi askerlerinin gözünü korkutmuştu. Kendisi Hindistan’a devam etti, Hidaspes denilen yerde Hindistan kiralını yendi. Ve akabinde askerlerinin 10 sene süren vatan hasreti yüzünden isyan eden askerlerini dinleyerek  evin, yani Makedonya’nın  yolunu tuttu. Hindistan kıyılarını takip ederek Arap Yarımadasına, Babylona  geldi.Sene MÖ 324. Bu uzun marş ordusuna çok zayiat vermişti Ve MÖ 323 yılında ölünce Arabistanı’da işgal düşüncesine veda etmek zorunda kaldı. Özgeçmişi: Kendisi hiç evlenmemiştir ve gününü hadımlarla ve oğlanlarla gün etmiştir (o devirde Rumlarda ve öteki komşu halklarda oğlancılık bir şeref sayılıyordu ve halkının yarısı oğlan yarısı kulampara idi, bak Yunanlılar-Encarta ve ötekiler.) Kendisi tam alkolikti ve taze kesilmiş kafatasından şarap içmekle ünlüdür. Bir idari sistem kuramadığın, ölümünden sonra birlik kumandanlar arasında paylaşılmış  ve bilahare herkes kendi krallığını ve bağımsızlığını ilan etmiştir. Kendisi adi bir işgalci ve  barbar bir katildir.     Netice: Türkiye’deki şu anda yaygın olan düşünce, biz Anadolu’ya 1000 sene önce geldik, ve burayı Rumlardan gasp ve onları yağma ettiktir temelden yanlış. Burayı onlar bizden gasp etmişle ve biz onlardan geri almışız. Onlar bizim  öncü Türkleri kesmiş kazığa oturtmuşlar, biz bunu unutmuşuz, çünkü biz Anadolu ve Türk Tarihini öğrenmekten men edilmişiz. Adı milli içi zilli bir milli eğitim sistemimiz var. Milli eğitim bakanına açıkça soruyorum, kendisi acaba bu bahsettiğim ansiklopedileri okumuş mu, hangi lisanı biliyor veya bilmiyorsa hangi lisan  bilen haysiyetli kişilere araştırma yaptırıyor ve Türk gençlerinin bu yolda bilgilendirilmelerini sağlıyor. Hıristiyan tarihçileri diyor ki; senin ataların en az 7000 senedir Anadolu da, yazıyı senin ataların buldu (Sümerler) , sen çok köklüsün, Amerikanın büyük medeniyetlerini kuran Inkalar, Mayalar, Aztekler  Kızıl derilidir ve bunlar genetik olarak Altaylılarla akrabadır. Senin sokaktan geçeni de, hatta entel geçineni de hala diyor ki Anadolu yu biz Malazgirt savaşı ile tapuladık, biz çadır kültürlüyüz. Bu nasıl gaflet bu nasıl ihanet?! Ve bunun sorumluları bugünküde dahil Milli Eğitim bakanlarıdır ve ona bağlı olan organların yöneticileridir.   Derleyen tercüme eden Mahir Otar  Öteki kaynaklar: 
  1. Barraough, G. (Hg).. Weltgeschichte, Bechtermünz 1977
  2. Pleicha, H. Thiel H.P.
  3. Gehrke, H., Alexanderder Grosse, Beck
  4. Kunzl, Dr. E.. Das alte Rom. Tessloff
  5. Reıchard, H., dıe alten Griechen, Tessloff
  6. Weeber, K.-W., Alltag ım Alten Rom. Artemis
   

 

 

http://www.otar.de, Powered by Joomla! and designed by SiteGround web hosting